30 Ekim 2011 Pazar

Oyun,Set,Maç ve Şampiyon...

Sinan Erdem’de final günü çiftlerde Huber/Raymond ikilisinin galibiyeti ve şampiyonluğu ile başladı. Ardından beklenen maç için Çek Petra Kvitova ve Belaruslu Victoria Azarenka sahne aldı. Dün yarı finaldeki Kvitova fırtınası dinmek hatta durağanlaşmak bir yana, bugün finalde etkisini artırarak kasırgaya dönüştü. Öyle ki ilk seti 20 dakikada 5-0’a getirene kadar sahada tenisin tüm güzelliklerini sahaya yansıtan, parıl parıl parlayan bir Petra vardı, ancak Çek raketteki maç içinde o siyah ile beyaz arasındaki Radwanska ve Stosur’a karşı yaşadığı bariz değişim yine cereyan etti. Bir anda winnerlar basit hatalara dönüşüverince maçın başında 20 dakikada aldığı 5 seti yine 20 dakikada iadeli taahhütlü geri yolladı ve durum 5-5’e geldi. Girdiği zaman boşluğundan bu maçta da çıkmayı başaran Kvitova vuruşlarını bir anda tekrardan yörüngeye oturtmayı başarınca ilk seti 7-5 kazandı.
İkinci sette başa baş geçen ve 2-2 giden maçta ibre 5. oyunda Belaruslu raketin kırdığı servis ile kendisine yöneldi. Bundan sonra servis kırma avantajını koruyarak götürdüğü seti 6-4 kazanarak maçı şampiyonu belirleyecek son sete taşımayı bildi Azarenka.
Son sette 7 dakika süren ilk oyunda 4 kez servis kırma şansını kullanamayan Vika henüz final setinin başında önemli bir fırsatı ve belki de şampiyonluğu tepmiş oldu. Ardından Kvitova sunulan ikramı geri çevirmeyip rakibinin servisini kırarak durumu 2-0’a getirdi. Çek raket bu kez yakaladığı momentumu kaybetmedi ve Azarenka’nın servisinde set 5-2 iken yine o cezalandırıcı return vuruşu ile ilk şampiyonluk puanı fırsatını yakaladı ama geri adım atmadı Belaruslu tenisçi ve maçta kalmayı başardı. Ancak bundan sonra şampiyonluk için servis attığı oyunu kazanarak İstanbul’daki ilk senesinde WTA Sezon Sonu Şampiyona’sında kupaya uzanmasını bildi Petra Kvitova.

Seremoniye çıkan herkes, gerek tenisçiler gerek üst düzey tüm yetkililer 5 günde gelip Sinan Erdem’i dolduran ortalama yaklaşık 12bin seyirciye defaat ile teşekkür etti, öyle ki sevinsek mi üzülsek mi bilmiyorum ama ilk günler de dahil olmak üzere maç biletleri karaborsaya düştü. Sahada olup biteni anlamlı kılan, organizasyon boyunca herkesin beğenisini ve takdirini kazanan seyircimiz ve ev sahipliğimiz de böylece WTA ve kadınlar tenisine de rahat bir nefes aldırdı ve organizasyona da gelecek adına sağlam bir güvence verdi. Son olarak tenis seyirciliği konusunda ne kadar “underrated” bir ülke olduğumuz ortaya çıktı ve 2020 olimpiyat adaylığımız için de harika bir referans elde etmiş olduk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder