3 yıl boyunca İstanbul’da yapılacak olan WTA Sezon Sonu Şampiyonaları’nın 2011 ayağı bugün başladı. Turnuva boyunca teklerde ve çiftlerde toplam 4 milyon 900 bin dolar gibi bir ödülün dağıtılacağını belirtmek lazım zira zamanında sponsor dahi bulmakta zorluk çekilen WTA turun kurulduğu 1973 yılından beri tarihine baktığımızda, bu organizasyon için özellikle kurucusu efsane Billie Jean King’in verdiği emeklerin karşılığının fazlasıyla alındığını söyleyebiliriz. Öyle ki artık tek bir Grand Slam kazanan tenisçi, efsane isimlerin kariyeri boyunca kazandığı ödül miktarına ulaşabiliyor. Bu durumda çoğu tenisçi bunu emeklilik primi olarak görüp daha fazla çalışmaya ve çabalamaya gerek duymayarak, bizleri nerede o eski bayramlar minvalinde nerede o eski tenisçiler demek durumunda bırakıyor. Hele ki medya tenisçilerin güzelliğini kullanmaya başladığından beri kimi raketlerin kortlara daha az zaman ayırdığı faktörünü de unutmamak lazım.
Turnuvaya gelecek olursak, açılış maçında Çek Petra Kvitova Rus rakibi Vera Zvonareva’yı 2 sette mağlup etmeyi başardı. Sinan Erdem’de seyircilerin büyük bir kısmının Rus raketi desteklediğini de belirtmek lazım ancak ikinci setteki kıpırdanışı dışında maçı kazanacak bir oyun sergileyemedi Vera. Maç sonrası omzundaki rahatsızlığın tabii ki etkili olabileceğini söylerken rakibinin üstün oyununu da kabullendi Zvonareva ki son Wimbledon şampiyonu Kvitova’nın rakibine nefes aldırmadığı bir maç izledik diyebiliriz. Performansı ile gerçekten de bu şampiyonanın favorilerinden biri olduğunu gösterdi.
Günün ikinci maçında 1 numaralı seribaşı Wozniacki, şampiyonaya küçük çapta bir mucize gerçekleştirerek katılan Radwanska ile mücadele etti. Radwanska İstanbul’a gelmeden WTA turda katıldığı son 3 turnuvadan ikisini, Pekin ve Tokyo’yu kazanarak ilk 8’e kendini atıp İstanbul biletini almayı başarmıştı. Sinan Erdem’i dolduran taraftarın tenise doyduğu maç bu oldu diyebiliriz zira yer yer 90’lardaki tenis kalitesinin tenis severleri büyük bir coşkuya zerk ettiğini söyleyebiliriz. Gerek uzun ralliler gerekse müthiş vuruşlar sonrası gelen winnerlar ile iki yakın arkadaş arasında geçen çok çekişmeli bir maç izledik
İlk sette iki kez set sayısı çeviren Polonyalı raket seti 7-5 kazanmayı başardı. Ancak Wozniacki’nin maçı bırakmaya niyeti yoktu, 2. sette rakibine bariz üstünlük kuran Caroline maçı 3. sete taşıdı. Maç boyunca servisleri dalgalı kurda seyreden Radwanska bir türlü istikrarı yakalayamadı, ilk servisini oyuna soktuğu her oyunda rakibine zor anlar yaşattı fakat Wozniacki gibi dirençli bir rakete karşı oynuyorsanız oyunun her alanında istikrarı yakalamanız gerek zira Danimarkalı raket her ne kadar Grand Slam kazanamamış olsa da ki henüz 21 yaşında olduğunu hatırlatalım, dünyanın bir numarası olmasını oyunun her bölümündeki direncine ve en azından standart performansının altına düşmemesine borçlu. Son yıllarda kadın tenisinde göremediğimiz istikrar sorununun üstesinden gelmeyi başaran yegane tenisçi konumunda. Son sette 5-4 geri düşen Radwanska 2 kez maç sayısı da çevirmesine rağmen daha fazla direnemedi ve şampiyonaya yenilgi ile başladı. Maç boyunca tribünlerin nabzını tuttuğumda doğal olarak popülaritesi ile Wozniacki desteği arkasına alan taraftı ancak dakikalar geçtikçe, Polonyalı raket korta hükmetmeye başlayınca bu destek Radwanska’ya doğru evrilmeye başladı ve denge kurulur gibi oldu.
İlk günün son maçında ise son Amerika Açık şampiyonu Stosur, 8 tenisçi arasında kariyerinde WTA şampiyonluğu bulunan tek isim ve herkesin merakla beklediği Sharapova ile karşılaştı, tribünlerin yoğun desteğine rağmen Rus raket çok formda olan Avustralyalı Samantha Stosur’a karşı direnemedi. İlk gün maçları arasında en kaliteli olanı hiç kuşkusuz Wozniacki-Radwanska maçı idi.
Son olarak sevindirici bir unsur, belki de kimsenin beklemediği bir şekilde Türkiye’de genel olarak bir tenis seyircisi oluştuğunu da görmüş olduk zira tenisçiler bile maç sonunda yaptıkları röportajlarda şaşkınlıklarını gizleyemediler. Henüz ilk günde tribünlerdeki seyirci sayısı 10.000’in üzerindeydi ki zaten Vera Zvonareva’nın “iş günü saat 17’de bu kadar yoğun bir taraftar ve böyle bir atmosfer beklemiyordum” açıklaması sanırım bu konuyu özetlemeye yetecektir. Gözüme çarpan sorunlardan bir tanesi çoğu seyircinin maç esnasında yerini terk etmesi oldu fakat ilk kez böyle bir tenis organizasyonuna ev sahipliği yaptığımızı düşünürsek buna da kısa zamanda uyum sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Bunun dışında oyun esnasında pozisyonlara verilen tepkiler olarak bir Wimbledon seyircisinden eksiğimiz yoktu, tabii Wozniacki’nin smaç voleye çıkarken yanımdan gelen yapıştır sesini tenzih ediyorumJ Genel olarak organizasyon ve atmosfer anlamında herkesin beklentisinin üzerinde bir turnuva başlangıcı yaptık diyebiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder