Galatasaray'ın önüne Mersin maçı öncesi zirveye bir adım daha yaklaşma şansı geldi. Fenerbahçe dün gece 3 puan bıraktı Sivas'ta, Sivas'ta başlayan 27 maçlık seri yine Sivas'ta noktalandı, 3 Temmuz'dan beri süre gelen yıpratıcı olaylara teğet geçip hiç bulaşmadan futbol konuşmak gerekirse; en büyük rakibin, lig lideri 27 maç sonra yeniliyor, eline gelen fırsatı değerlendiremiyorsun, Galatasaray yıllardır puanları bol kepçeden dağıttığı için aslında taraftar da alıştı bu duruma. Maç ilerledikçe, goller kaçtıkça GS taraftarında genel kanı Fener'in yenildiği hafta biz de puan kaybederiz zaten şeklindeydi. Totem olduğuna inanmıyorum zira yıllardır takım ve taraftar öylesine alıştı ki puan kaybına ne elde yapacak totem kaldı ne de toteme inanç. Fatih Terim geldiği günden bu yana 'takımın kendine güvenini yeniden kazanması ve galibiyet alışkanlığı yakalaması gerekiyor' şeklindeki teşhisini tekrarlıyor lâkin Galatasaray mehteran yürüyüşüne devam ediyor. Kısacası uzman hekim uzmanlaştığı yere döndü, teşhisi de koydu ama uyguladığı tedavi henüz sonuç vermiş değil.
Servet'in ve Engin'in yokluğunda, Galatasaray son maçlarda sahaya çıktığı ideal 11 ile çıktı MİY karşısına, son dönemde rakip forvetlerin hallaç pamuğu gibi sallayıp attığı Servet, zaten formsuz durumda iken bir de araya sakatlık eklenince geri ikilide yerini Ujfalusi'ye bırakmıştı. Sezon başından beri sakatlanmayarak bir sezon boyunca oynadığı maç sayısını neredeyse yakalayacak olan Gökhan Zan da nihayet sakatlanınca forma genç Semih'e kaldı bir anda. Aslında Galatasaray'da hele başında Fatih Terim varken, bir genç futbolcunun sadece sakatlıklara binaen formayı kapması üzücü ama buna da şükür diyelim, hemen geçen sene lige havlu atmış bir takımda bile gençlere şans verilmediğini hatırlayalım. Fatih Terim'den artık genç oyuncuları takıma monte etmesini bekleyemiyoruz, yıllardır sezon öncesi kamplarda gördüğümüz gençler ne yazık ki kamp sonrasında sırra kadem basıyor, maalesef artık umudu kestik zira Arda dışında altyapımız yıllardan beri evlere şenlik ama hocamızdan en azından bir genç ismi seneler önce defaat ile yaptığı gibi Galatasaray'a kazandırması yönünde bir beklentimiz var biz romantik futbol seyircilerinin. Büyük bir sakatlık geçiren, uzun süre yeşil sahalardan uzak kalan Semih Kaya'yı o forma altında görmek beni ve benim gibi binlerce GS taraftarını son derece mutlu etti. Öyle ki bir savunma oyuncusu olmasına rağmen her hareketi sonrasında tribünlerin ayağa kalkması özlemin boyutlarını ortaya koyuyor, bu taraftarın takımından görmek istediği şey özellikle de altyapıdan yetişen bu genç futbolcular. 2 haftadır savunmada güven veren genç futbolcu bir aksilik olmazsa, sanırım yıllar önce Arda'nın yaptığını yapacak ve formayı alıp bir daha bırakmayacak. Geçen hafta Terim'in 'Oynadığı sürece sorun yok. Ben formayı veririm. Onlar aldıktan sonra kimse de alamaz. Gökhan ve Servet takıma döndüğünde kim iyiyse o oynar.' açıklaması ve Servet'in bu hafta yedek kalması da en azından şimdilik formayı kaptığının göstergesi.
Maça gelecek olursak, ilk yarıda Mersin de geri adım atmayıp alanı çok iyi daraltınca başa baş bir oyun izledik, Galatasaray rakibini bunaltamadı fakat bölüm bölüm de olsa şu alışkanlığı yakaladığını söyleyebiliriz; defansından forvetine herkes topun olduğu bölgede kümelenip oyunu rakip alana yıkmaya çalışıyor. Sonuç olarak ilk yarıdaki tek pozisyonunu gecenin şanssız adamı Elmander ile yakaladı sarı kırmızılılar. İlk yarı sonunda bir türlü takıma ayak uyduramayan Riera'nın pas hatası Mersin'e penaltı kazandırdı. Türkiye'ye gelen İspanyollardan verim alamadığımız aşikâr. Yeniköy kasabı dedik Del Bosque'yi yolladık, dede dedik Aragones'i yolladık, okçu diye aldık bir tane ok atamadan Güiza'yı yolladık, Guti geliyor dedik yeri göğü inlettik, gece hayatından başka bir şey konuşmaz olduk, Senna beklerken Josico geldi, Maldonado'dan beter çıktı, yolladık, son olarak Riera geldi, henüz yaptığı hatalardan başka bir şey göremedik. Bir yerde yanlış yaptığımız kesin ama bu konuya girersek sonunu getiremeyiz. Maça dönelim, Moritz penaltıda Muslera'yı geçemeyince ilk yarı golsüz geçildi. Uruguaylı geldiğinden beri inişli çıkışlı bir grafik çiziyor ama genel görüntü itibarıyla hele hele Mondragon'dan beri kalenin Leo Franco, yıllardır yedek kalan, defalarca şans yakalayıp formayı alamayan Aykut ve kendine güveni olmayan Ufuk'a kalmasından sonra Muslera bize kaleciden de öte.
İkinci yarıda Galatasaray baskıyı da kurdu, Elmander'in çok net 3 pozisyonu daha vardı ama kendisi izleyen herkese saç baş yoldurtmayı seçti. Her ne kadar bu gece şanssızlığı üstünde olsa da Elmander'den bir sezonda 20-25 gol atmasını, gol kralı olmasını bekleyemeyiz zira şu ana kadar bunu bulunduğu hiçbir takımda başaramadı zaten o tip bir forvet de değil, buraya gelirken de o amaçla gelmedi ama Baros'un form tutamaması sonrasında bu rol üstüne kaldı. Mersin az geldi öz geldi, 60'ta maçı kazanacak fırsatı yine yakaladı ancak Ozokwo kolay olanı yapamadı, topu boş kaleye gönderemedi. Ahlar vahlar arasında kaçan gollerden sonra klişe deyim ile maç başladığı gibi sona erdi. Erhan Güven, İbrahim Kaş, Çağdaş Atan ve Mustafa Keçeli ile saatli bombaya benzeyen Mersin savunmasına gol atamamak da ne olursa olsun bir başarısızlıktır Galatasaray için, kaleye bir de sakat Hakan Arıkan'ı eklersek, puan tablosuna bakıp Mersin İdman Yurdu'nun bulunduğu yeri gördükten sonra teknik direktör Nurullah Sağlam'ı gönülden tebrik etmeliyiz.
Galatasaray'ın kanat oyuncuları Kazım ve Riera, ikisi de ceza alanına girmeyi sevmeyen, gole dönük olmayan, aynı tip oyuncular, böyle olunca iki futbolcunun yıllık gol ortalamaları iki elin parmaklarını geçmiyor. Sonuç olarak, bu iki futbolcu aynı anda sahada olduğu zaman takımda gol yükü sırtına binen diğer oyuncular da aksayınca Galatasaray tekliyor. Sezon başında Culio'nun Arda var diye verilmesi Reyes'e ve Podolski'ye niyetlenirken Arda'nın da takımdan ayrılması ve Riera'nın alınabilmesini Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak diye tanımlamak en doğrusu olacaktır. Galatasaray'ın transfer konusunda en büyük hatası bu oldu. Eldeki alternatiflere baktığımızda; Yekta, belki de artık formayı kapacak iken geçen hafta sakatlandı, Aydın konusuna hiç girmeyeceğim yoksa klavye elimde kalır, Sercan desek, mecburiyetten kanatlarda kullanılabilir ama o da gerek Bursa'da gerek burada bir türlü formayı alamadı, yıllardır bir ilerleme kaydedemedi, M.United'ın izlediği bir futbolcu iken maalesef hala yerinde saymaya devam ediyor. Geriye tek seçenek kalıyor o da Sabri, ama nedense gerek milli takımda gerek Galatasaray'da Sabri'yi zorla orta alanın ortasında oynatma hevesi var. Futbol hayatına sağ açık başladı, mecburiyetten ve tabii ki yetenek yoksunluğundan sağ bek yapıldı, yeni yeni orada oynamayı öğrendi ki şimdi de orta sahada Sabri'den bir şeyler beklemek maceraperestlikten başka bir şey değil. Eboue ve Sabri ikilisi şu takımda neden bir türlü önlü arkalı sağ kanatta oynatılmıyor anlamak mümkün değil. Eboue'ye ayrı bir parantez açmak gerekirse, çok yönlü olması fayda sağlaması gerekirken, geldiğinden beri burada başına bela oldu diyebiliriz zira bir sol açık bir orta saha bir sağ bek bir sağ açık oynamaktan takıma adapte olamadı. Bu gece onu görmeye alışık olduğumuz yerde, sağ bekte neler yapabileceğini de yine gösterdi bize. Selçuk ise bütün maç markaj altında etkisiz kaldı, Galatasaray'ın Selçuk'tan beklediği şeyler çok farklı ama şu ana kadar bunları gerçekleştiremedi. Özellikle bu maç sahada kayboldu. Melo, bu maç çok değişken bir performans sergiledi ve beklenenin altındaydı. İkinci yarıda oyuna dahil olan Ayhan, orta sahadaki tüm oyunculardan daha etkili oldu, bu maçta orta sahanın vahametini özetleyen cümle bu olsa gerek. Bu maçın gösterdiği bir başka nokta ise Galatasaray'ın ihtiyacı olan forvet transferinin artık kesinleşmesi. Oynanan futbol hâlâ daha hayal edilen düzeyde olmasa da en azından sene başından beri takıma aşılanan ve yitirilmeyen heyecan, istek ve hırs gelecek adına umudumuzu korumamızı sağladı. Kadro istikrarı sağlandıktan sonra daha da iyi olacağı muhakkak. Altyapıdan yetişen genç bir futbolcunun o forma ile sahaya çıkması ve aslanlar gibi çarpışması bile bir motivasyon kaynağı olmalı bizim için, sabırlı olmak gerek.
Neticede pozisyon olarak zengin, lig ortalamasının üzerinde bir maç izlememize rağmen futbolun meyvesinin tadına bakamadığımız bir gece oldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder