4 Aralık 2010 Cumartesi
St.Pauli - Kaiserslautern
Hafta içi oynanan Avrupa Ligi maçlarında seyrettiğimiz kar kaplı sahaların ilk kurbanı Juventus oldu. Avrupa'nın neredeyse tamamını etkisi altına alan soğuk hava dalgası Türkiye'ye uğramamakta ısrarcı; zira ülke ekseninin Doğu'ya kaydığı söylentilerini duymuş olsa gerek :) Lech Poznan deplasmanında alınan 1-1'lik skorun ardından siyah beyazlı ekip Avrupa arenasına havlu atmış oldu. Aslında bunu kış kıyamete bağlamak ne kadar doğru olur bilemiyorum; çünkü kendi evlerinde klasik deyim ile hava ve zemin futbol oynamaya müsait iken de Leh ekibi ile beraberliğin ötesine gidememişlerdi. Bu arada ateşli bir taraftar topluluğu olarak bilinen Lech Poznan taraftarının Spalletti'nin Zenit'in şampiyonluğunu kutladığı sıradaki ateşi yakalayamadığını da gördük, Forza Spalletti:) Maç sonrası Juventus'luların hava koşullarından şikayet etmeden önce şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekirdi ki ne Serie A'da ne de Avrupa Ligi'nde istenilen yerde olmamalarının sebebinin sadece bu maç olmadığını görebilsinler. Juventus'un yeniden yapılanma sürecinde olduğu ve eski kimliğini aradığı şu dönemde sancılı günlerden geçtiği aşikâr.
Gelelim asıl maçımıza; kar yağışı Almanya'da da etkisini göstermiş durumda, hafta içi gördüğümüz beyaz örtü ile kaplı sahalar kadar olmasa da bu maç da zeminin hafif beyaza çaldığı bir ortamda oynandı. St.Pauli'de Deniz Naki ve Kaiserslautern'de Alper Akçam 18 kişilik kadroda yer almadı. St.Pauli, Bundesliga'da bu maç öncesi 14'e abone olmuş vaziyette, 14 haftada 14 puan ile 14. sırada yer alan ve evinde(Millerntor Stadyumu) sadece bir kez galip gelebilmişti, hafta başına da 1 puan ortalamasını tutturmuş durumdaydı ki 7 haftadır 3 puan yüzü görmüyordu Lig Korsanları. Bu hafta bunu kırmayı başardılar ve talihsiz Tiffert'in kendi kalesine attığı gol ile galip gelerek puan tablosunda Kaiserslautern'i yakalamayı başardılar.
Almanya'nın kuzeyinde yer alan ve kendi başına bir eyalet olan Hamburg kentinin iki takımından biri olan St.Pauli aslında Hamburg'un diğer yüzünü, gece hayatını yansıtıyor. Kahverengi-beyazlı ekip futbolun yanı sıra rugby,beyzbol,masa tenisi,hentbol ve daha birçok sporda da faaliyet gösteriyor.
Bu sezon 2008'den bu yana takımın başında olan ve onları Bundesliga'ya taşıyan Holger Stanislawski ile yollarına devam ettiler. Kadro kalitesini göz önünde bulundurursak Stanislawski'nin takımının Schalke, Stuttgart ve Monchengladbach gibi takımların üstünde yer alması başarı olarak görülebilir; fakat Bundesliga'da kalıcı olmak istiyorlar ise futbola biraz daha yatırım yapmaları gerekecek ki Alman liginin kalitesi her geçen yıl artmaya devam ediyor.
Gelelim Kaiserslautern'e, kırmızı-beyazlı ekip geçtiğimiz hafta fantastik 5-0'lık Schalke galibiyetinin ardından bize bu sene Schalke galibiyetlerinin ölçü olmadığını bu hafta St.Pauli deplasmanındaki oyunu ile göstermiş oldu. Marco Kurz'un talebeleri Lakic'in ayağına bakmaya devam ediyor.Ilicevic-Lakic duosu durduğunda onlar da duruyor.
Rheinland-Pfalz eyaletinin iki Bundesliga temsilcisinden biri olan Kaiserslautern şehrinin takımı, eski günlerini mum ile arıyor desek yeridir. Kent 19. yy'dan kalma resim ve heykellerin sergilendiği Palatin Galerisi ile birlikte bilgi ve iletişim teknolojisinin merkezi durumunda. Sportif başarı olarak 90'lı yıllardaki Kalli ve Rehhagel zamanında kazanılan lig ve kupa şampiyonluklarının üzerinden yıllar geçti ve bu başarılara en çok 2003 yılında yine tanıdık bir isim Eric Gerets ile kupa finaline çıkarak yaklaştılar. Parlak geçen 90'lı yılların ardından, Kaiserslautern 2000'lerde kümede kalma mücadelesi ile yaşamını sürdürüyor.
Son olarak, bu sezon Bundesliga'da kalite bazında ortalamanın altında bir maç izlediğimiz muhakkak.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder